Türkiye'nin Yerli Savunma Sanayii Devrimi
Türkiye'nin savunma sanayiinde gerçekleşen dönüşüm, modern dönemde bir ülkenin savunma sanayii bağımlılığını bu denli kısa sürede ve bu ölçüde azaltmasının belki de en çarpıcı örneğini oluşturmaktadır. 2000'lerin başında yüzde seksenin üzerinde seyreden yabancı teçhizat bağımlılığı, kapsamlı devlet yatırımları ve kesintisiz kurumsal kapasite geliştirme çabalarıyla dramatik biçimde gerilemiştir.
Baykar, Bayraktar TB2 ve Akıncı insansız muharebe hava araçlarıyla küresel bir savunma sanayii markasına dönüşmüştür. Başarısının arka planında makul maliyet, kanıtlanmış muharebe etkinliği ve siyasi sınırlama içermeyen ihracat politikası yatmaktadır. TB2; Ukrayna, Etiyopya, Libya ve Karabağ'daki operasyonlarda muharebe geçmişi edinmiş olup bugün 30'u aşkın ülkenin envanterine girmiştir. TUSAŞ KAAN programı, hava savunmasında yerli mühimmat konuşlandırılmasıyla eş zamanlı olarak Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağını bağımsız biçimde geliştirme iradesini somutlaştırmaktadır.
Türkiye'nin Roketsan, Aselsan, STM ve diğer firmalar aracılığıyla geliştirdiği füze kapasiteleri de kayda değer bir ivme kazanmıştır. SOM seyir füzesi, CİRİT lazer güdümlü roketi, HİSAR hava savunma ailesi ve çeşitli deniz arama füzeleri, ülkenin savunma ekosisteminin derinliğini ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Bu dönüşüm yalnızca ulusal güvenlik açısından değil, devlet destekli savunma sanayii politikası modelleri bağlamında da uluslararası alanda sıklıkla incelenen bir olgu haline gelmiştir.